Yapay Zekâ Destekli "Deepfake" Teknolojisi Karşısında Türk Ceza Hukuku ve Kişilik Haklarının Korunması
- Av. Ahmed Yasin ARAK

- 1 Tem
- 2 dakikada okunur
Yazarlar: Av. Ahmed Yasin ARAK & Av. Nagehan ARAK
Kurum: ARAK Hukuk Bürosu
Öz
Bu çalışmada, derin öğrenme metodolojileriyle gerçeğe yakın sahte ses, görüntü ve video üretilmesini sağlayan deepfake teknolojisinin yarattığı hukuki riskler incelenmiştir. Söz konusu teknolojinin Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Türk Medeni Kanunu (TMK) kapsamında doğurduğu sorumluluklar; özel hayatın gizliliği, hakaret, dolandırıcılık ve kişilik haklarının ihlali ekseninde analiz edilmiştir.
1. Giriş
Yapay zekâ tabanlı sentezleme teknolojilerinin ulaştığı son nokta olan deepfake (derin sahte), bir bireyin yüz ifadelerini, ses tonunu ve fiziksel hareketlerini başka bir dijital içerik üzerine manipülatif bir şekilde aktarma sürecini ifade eder. Teknolojinin eğlence sektöründeki olumlu yansımalarına tezat olarak; sahte siyasi beyanlar üretilmesi, itibar suikastları ve nitelikli dolandırıcılık vakaları hukukun acil müdahalesini zorunlu kılmıştır. Türk hukuk sisteminde deepfake teknolojisine özgü müstakil bir kanun henüz bulunmasa da, mevcut mevzuat hükümleri bu dijital ihlallere karşı önemli koruma mekanizmaları sunmaktadır.
2. Türk Ceza Hukuku Bakımından Sorumluluk ve Suç Tipleri
Deepfake içeriklerin üretilmesi ve yayılması, failin amacına göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yer alan birden fazla suç tipini vücuda getirebilmektedir. Bir kişinin rızası olmaksızın yüzünün ya da sesinin manipüle edilerek cinsel içerikli bir videoya yerleştirilmesi, TCK m. 134 kapsamında "Özel Hayatın Gizliliğini İhlal" ve TCK m. 226 uyarınca "Müstehcenlik" suçlarını oluşturur.
Ayrıca, mağdurun toplum içindeki onur, şeref ve saygınlığını zedeleyecek nitelikte sahte bir video üretilmesi TCK m. 125 kapsamında "Hakaret" suçuna; dijital ses taklidi yoluyla üst düzey şirket yöneticilerinin sesinin kopyalanarak fon transferi talep edilmesi ise TCK m. 158/1-(f) bendi uyarınca "Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Nitelikli Dolandırıcılık" suçuna sebebiyet vermektedir. Mevcut hukukumuzda yapay zekânın cezai ehliyeti ve kişiliği olmadığından, sorumluluk doğrudan komutu veren gerçek kişiye, yazılımı suça tahsis eden geliştiriciye ve belirli şartlar altında içeriği kaldırmayan platform sağlayıcısına aittir.
3. Özel Hukuk Boyutu ve Dijital Delillerin Tespiti
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 24 ve devamı hükümleri, kişilik haklarına yönelik hukuka aykırı saldırılara karşı koruma sağlar. Deepfake mağdurları, TMK uyarınca "Saldırıya Son Verilmesi", "Saldırının Önlenmesi" ve uğradıkları manevi zararın tazmini için manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir.
Bu süreçteki en büyük zorluk adli bilişim alanında yaşanmaktadır. Bir içeriğin sentetik (yapay) mı yoksa gerçek mi olduğunun ispatı, video metaverilerinin analizi ve teknik bilirkişi incelemeleri ile mümkündür. Ayrıca, 5651 sayılı Kanun kapsamında, hukuka aykırı içeriğin barındığı platformlardan "içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi" süreçlerinin hızlıca işletilmesi, zararın büyümesini engellemek adına kritik önem taşır.
4. Sonuç
Deepfake teknolojisi, "gözümüzle gördüğümüz dijital verilere olan güveni" sarsarak yeni bir hakikat sonrası (post-truth) dönemi başlatmıştır. Türk Ceza Hukuku ve Medeni Hukuku mevcut araçlarıyla bu suistimalleri cezalandırabilse de, gelecekte sahteciliğin tespiti ve yapay zekâ üreticilerine etiketleme zorunluluğu getirilmesi (Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası - AI Act benzeri) hususunda spesifik regülasyonların hayata geçirilmesi kaçınılmazdır.
Kaynakça
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu, R.G. 12.10.2004/25611.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, R.G. 08.12.2001/24607.
İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu, Yapay Zekâ Çağında Hukuk Raporları (2026).
_edited.jpg)