Blokzincir (Blockchain) Teknolojisi, Akıllı Sözleşmeler ve Türk Borçlar Hukuku Perspektifinden Geçerlilik Şartları
- Av. Ahmed Yasin ARAK

- 1 Tem
- 2 dakikada okunur
Yazarlar: Av. Ahmed Yasin ARAK & Av. Nagehan ARAK
Kurum: ARAK Hukuk Bürosu
Öz
Merkeziyetsiz blokzincir ağları üzerinde çalışan ve belirli şartların gerçekleşmesiyle kendiliğinden ifa edilen "Akıllı Sözleşmeler" (Smart Contracts), geleneksel sözleşme hukukunu kökten değiştirmektedir. Bu makalede, akıllı sözleşmelerin hukuki niteliği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında irade beyanı ve şekil şartları açısından analiz edilmiştir.
1. Giriş
Blokzincir (blockchain) teknolojisi, verilerin merkezi bir otoriteye ihtiyaç duymaksızın, şifrelenmiş bloklar halinde kronolojik ve değiştirilemez bir şekilde kaydedildiği dağıtık bir veri tabanı mimarisidir. Bu teknolojinin en somut hukuki yansıması ise "akıllı sözleşmeler"dir. Bilgisayar kodları (if/then - eğer/ise mantığı) ile yazılan bu yapılar, tarafların üzerinde anlaştığı edimlerin, insan müdahalesi olmaksızın sistem tarafından otomatik olarak yerine getirilmesini sağlar. Geleneksel hukuk mekanizmalarının mahkeme ve icra organları aracılığıyla sağladığı "ifayı garanti etme" işlevi, akıllı sözleşmelerde doğrudan kodların kriptografik gücüyle çözülmektedir.
2. Türk Borçlar Kanunu Açısından İrade Beyanı ve Sözleşmenin Kurulması Momentumu
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 1 uyarınca, bir sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanında bulunmaları şarttır. Akıllı sözleşmelerde, tarafların bir bilgisayar kodunu onaylaması (örneğin bir kripto cüzdan ile işlemi dijital olarak imzalaması), TBK anlamında bir irade beyanı mıdır?
Hukuk doktrininde kabul gören baskın görüşe göre; kodlar, tarafların gerçek iradelerini dış dünyaya yansıtan dijital birer araçtır. Dolayısıyla, bir akıllı sözleşmenin taraflarca onaylanması anı, TBK anlamında "Öneri" ve "Kabul" unsurlarının birleştiği, yani sözleşmenin kurulduğu momentumu (anı) ifade eder. Akıllı sözleşmeler, özü itibariyle TBK m. 12’de düzenlenen "şekil serbestisi" ilkesine tabidir; kanunda açıkça resmi veya yazılı şekil şartı öngörülmeyen tüm hukuki işlemler akıllı sözleşme kodu olarak kurgulanabilir.
3. Akıllı Sözleşmelerde Yaşanan Hukuki Çıkmazlar ve Hak Arama Hürriyeti
Akıllı sözleşmelerin "değiştirilemezlik" (immutability) özelliği, en büyük avantajı olduğu gibi, hukuki uyuşmazlıklarda en büyük çıkmazı oluşturmaktadır. Geleneksel bir sözleşmede taraflar yanılma (hata), aldatma (hile) veya korkutma (ikrah) gibi irade sakatlığı hallerinde TBK m. 30-39 uyarınca sözleşmeyi iptal edebilirler. Ancak blokzincir üzerindeki bir kod, mahkeme kararıyla dahi geriye dönük olarak silinemez veya iptal edilemez.
Bu durumda hukuk sisteminin çözümü, "kodun iptali" değil, "haksız iktisabın iadesi" mekanizmasıdır. Mahkeme, irade sakatlığı veya aşırı yararlanma (gabin) nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğuna hükmederse, blokzincir üzerinde otomatik olarak gerçekleşen mal veya fon transferinin, davalı tarafından davacıya (gerçek hayatta) iade edilmesine karar verir. İfa edilmeyen mahkeme kararları için ise klasik icra-iflas hukuku yollarına başvurulur.
4. Sonuç
Akıllı sözleşmeler, hukukun tamamen dışlandığı anarşik bir alan değil; aksine borçlar hukukunun temel ilkelerinin dijital kodlarla icra edildiği yeni bir mecradır. Tedarik zinciri yönetimi, telif hakları dağıtımı ve sigortacılık gibi alanlarda hızı ve güvenliği artıran bu sistemlerin, gelecekte özellikle e-noterlik ve dijital tapu entegrasyonları ile Türk hukuk uygulamasında daha geniş bir yer bulması beklenmektedir.
Kaynakça
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu, R.G. 04.02.2011/27836.
Oğuzman, M. Kemal / Öz, M. Turgut, "Borçlar Hukuku Genel Hükümler", Vedat Kitapçılık.
TÜBİTAK BİLGEM, Blokzincir Teknolojisi ve Hukuki Altyapı Analiz Raporları.
_edited.jpg)